İlçelerimiz
Almus
Almus Yurdumuzun Orta Karadeniz Bölgesinde Tokat İline bağlı ve il merkezine uzaklığı 36 Km olan şirin bir ilçemizdir. Yeşil ile mavinin tüm tonlarını bu şirin ilçemizde görmek mümkündür. Şöyleki ilçenin hangi yönüne olursa olsun 5-10 dakikalık yürümek sonucu doğal piknik alanlarına ulaşabilirsiniz.Baraj gölünün oluşturduğu koyularda olta balıkçılığı, biraz yukarılarda piknik yapılabilir.Yazın Baraj gölünde yüzmek ayrı bir güzelliktir. En ünlü mesire yerlerimizin başında Orman evleri, Tufantepe, Harami Yaylası, Köse Pınarı gelmektedir.Almus Orman evleri Sadece Almuslunun değil İlçemize dışarıdan gelen Sivas, Amasya, Çorumlu vatandaşlarımızın da uğrak yeridir. Haftanın hemen her günü buraya piknik amacı ile gelen onlarca aile vardır. İlçemizde faaliyet gösteren alabalık üreticilerinin yapmış oldukları kendin pişir kendin ye türünden yapılan küçük lokantalar baraj gölü etrafını süslemektedir. Yine İlçemize bağlı olan Çevreli Kasabasının çatak yaylası tam bir doğa harikasıdır.Yayla ortasından geçen çatak deresi yaylaya bambaşka bir hava vermektedir. Çatak Yaylasından çıktıktan sonra insan rüyada gibidir çatak yaylasından 10 kilometre yukarıya çıktığınızda artık şehir ve köy hayatı yoktur. Yayla hayatı başlamıştır Dumanlı Dağı etrafına kurulan ilçemize bağlı köylerin yaylaları birbiri peşine sıralanır. Bir yayladan diğerine geçmek suretiyle İlçenin en uzak köyü Kolköy ün yaylasına kadar her yer yayladır.Yaylaların ortasında kalan Mescit Köyü İlçenin en güzel yerlerindendir. En yüksek olması sebebi ile yılın kar olmayan her ayı yeşildir.Yemyeşil bir vadi olan Mescit Ovası Arıcıların ve büyükbaş sığır üreticilerin vazgeçemedikleri bir yerdir. İlçede Tarihi eser kalıntılarının fazla olmayışı ilçenin 1. derece deprem bölgesinde olmasındandır. İlçeye bağlı Babaköyüne 2 km uzaklıkta bulunan bir doğal mağara bulunmaktadır. Bu mağaranın oluşumu İlimizde bulunan Ballıca Mağarasını anımsatmaktadır
Artova
Artova ; Tokat İline bağlı bir bucak iken, Mart 1921 tarihinde Sulusaray mevkii İlçe merkezi olmak üzere Mülki taksimatta yer almıştır. 1923 yılında meydana gelen depremden büyük zarar görünce, şu anda merkez ilçeye bağlı bir bucak olan Çamlıbel İlçe merkezi yapılmış olup, 01 Haziran 1944 tarihinde Artova İlçe merkezi olmuştur.Bazı tarihi kaynaklar Artova İlçesinin kuruluşunun Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran seferine dayandırmaktadırlar. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde “ .........Şimale doğru giderek Çamlıbel dağından, Sivas eyaleti toprağında mahsulü çok, mamur ve müzeyyen kasaba misali köylerden geçtik. Arıkova (Artova) kasabasına geldik. Oradan da yine şimale giderek Şeyh Nusrettin Tekke-sine uğradık” kaydı bulunmaktadır.İlçemizin kuzeyinde 20 Km. uzunluğunda kaplama bir kara yolu ile Sivas- Tokat karayoluna, buradan Tokat İline de 18 Km. mesafede olup, güneyindeki 17 Km. mesafelik karayoluyla Yeşilyurt ve 29 Km. lik karayolu ile Sulusaray İlçesine ulaşım sağlanmaktadır. Köy Hizmetleri sorumluluğundaki Zile- Artova arası, 60 Km. uzunluğunda asfalt yolla kaplıdır. Ayrıca Aşağıgüçlü, Sağlıca köyü ve Çelikli kasabasına İlçe merkezinin asfalt yollarla bağlantısı vardır. Ayrıca 22 Km. stabilize yol ile Pazar İlçesine bağlıdır.İlçemiz Karadeniz bölgesinin iç kısımlarında, İl Merkezine 38 km. asfalt yol ile, Artova’dan Sivas’a 126 km., Artova’dan Samsun’a 277 km. DDY.ile ulaşım yapılır. DDY.’nın İlçemiz Mülki hudutları içerisinde 27 km. uzunluğunda tren yolu bulunmaktadır.
Artova ilçemizde 5 adet telefon santrali mevcut olup, 2 724 kapasiteye sahiptir. 2 519 çalışan abone olup 249 boş kapasite bulunmaktadır
II. Nüfus Durumu :
2000 Yılında yapılan Nüfus Sayımına göre İlçe Merkezinin 5.610,ilçemize bağlı 27 köy ve 1 beldenin toplam nüfusu ise 10.636,İlçe Merkez ve Köy nüfus toplamı ise 16.246 dır.1990 Nüfus Sayımına göre ilçe merkezinin 4.429 kasaba ve köylerin nüfusu ise 13.259. ,1997 yılında yapılan nüfus sayımına göre ise ilçe merkez nüfusunun 3.971, kasaba ve köylerin nüfusu ise 10.694 dür. İlçe merkezi nüfusunda 1990-2000 yılları arasında %21.1 artış olmasına rağmen,1990-2000 yılları arasında köy nüfusunun toplamında %19.8 oranında bir azalma görülmektedir. İlçe Merkez ve köylerinin genel olarak 1990-2000 yılları arasında toplam nüfusunda %8.2 lik bir azalma söz konusudur.
Başçiftlik
Başçiftlik İlçesinin kuruluş tarihi hakkında kesin bir bilgi yoktur. Çeşitli rivayetler varsa da kesin delile dayanmamaktadır. Kuruluş tarihi yaklaşık 400 senenin üzerinde olduğu tahmin edilmektedir. Bir rivayete göre ilçenin Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon-Rum,Pontus devleti üzerine açtığı sefer sonucu kurulduğu da söylenir. Ancak bunun kesin bir delili ve bileni yoktur. Başçiftlik daha önce Niksar ilçesinin doğu bölümüne rastlayan ve Ayvaz önü mevkiine yakın bir yerde ilk yerleşimini yaptığı bilinir. Hatta o zamanki Başçiftlik mezarlığı çok yakın zamanlara kadar aynı adla anılmakta idi. Söz konusu mezarlık yakın zamanlarda Niksar Belediyesinin arsa parselleri ve şahısların buralara sahip çıkması sonucu mezarlık dağıtılmıştır. Tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, o zamanki sosyal durum ve Niksar çevresindeki bataklıklar ile o sıcak havadaki sivrisinek burada yaşayan halkı rahatsız etmiştir. Yine o zamanki Başçiftlik halkından olan bazı şahıslar bulundukları yerden doğuya doğru gittiklerinde geniş ormanlıklar ve soğuk akarsular arasında bugünkü Başçiftlik ilçesinin merkez camisinin bulunduğu yerde,geniş bir alan bulmuşlardır. Geri döndüklerinde halklarına: “ Öyle bir yer bulduk ki otu sümbül kuşu bülbül” diye methetmişlerdir. Bunun üzerine köy halkından beş hanenin buraya yerleştiğini daha sonrada göçmeyerek ikameti devam ettirdiği söylenir. İsminin de buradaki beş haneden dönüşerek Başçiftlik olduğu daha sonrada Başçiftlik'e dönüştüğü rivayet edilir.
Erbaa
Erbaa ilçesi orta Karadeniz Bölgesinde Tokat iline bağlı olup Yeşil ırmak Havzası üzerinde kurulmuş şirin bir ilçedir. Matematiksel konumu 40,15, ve 40,45 enlem dairesi ile 36,15 ve 36 , 45 boylamları arasında olup, yüzölçümü 1111 km2 dir. Konumu itibari ile Karadeniz ve İç Anadolu bölgeleri arasında bir geçiş alanıdır. Kuzeyden Samsun’un Çarşamba ilçesi ile Ordu ilinin Akkuş ilçesi, batıdan Amasya’nın Taşova ilçesi, doğudan Tokat’ın Niksar ilçesi güneyden Tokat merkez ve Güneybatıdan Turhal ilçesi ile çevrilidir. İlçenin üzerinde bulunduğu ovanın Kuzeyinde Canik Dağı içerisinde değerlendirilen Karınca dağı, Güneyinde Sakarat ve Boğalı dağları, doğu ve batısında da bu dağların uzantıları bulunmaktadır. İlçe merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 248 m.dir
Niksar
Tarih, tabiat ve kültürün kaynaştığı Niksar; Hitit, Pers, Pontus, Roma, Bizans, Danişmend, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinde kesintisiz cazibe merkezi olmuş coğrafi ve jeopolitik konumu, iklimi ve verimli toprakları ile Anadolu’nun ender yerleşim merkezlerindendir.
Pers İmparatorluğunun sona ermesiyle kurulan Pontus Krallığı döneminde Caberia adıyla anılan Niksar, tabiatın zenginliği, ürünlerinin bolluğuyla dikkat çekmiştir. Sayfiye alanlarına, pek çok tapınak, saray ve yerleşim birimi inşa edilmiştir. M.Ö.72 yıllarında Romalılarla Pontuslular arasında cereyan eden Mithridat savaşlarının üçüncüsü Niksar’da yapılmış, şehir Romalıların eline geçmiştir.
Niksar, Romalılar döneminde Diospolis, Sebaste ve Neocaeserea gibi isimlerle anılmıştır. Bugün kullanılan Niksar adının, Neocaeserea’dan kısaltıldığı görüşü ağır basmaktadır. 1672 yılında Niksar’a gelen Evliya Çelebi ise Seyahatnamesi’nde; “Bu Niksar’ın doğrusu Nik Hisar; yani iyi hisar olup hafifletmek suretiyle yanlış olarak Niksar denir.” demektedir.
Roma İmparatorluğunun M.S. 395 yılında ikiye bölünmesiyle Niksar, Bizans’ın egemenliğine girdi. XI.yy. da Türklerin Anadolu’ya yaptıkları akınlarda 1067 yılında Alparslan’ın komutanlarından Afşin Bey tarafından fethedilmiş, ancak 1068 yılında tekrar Bizans’ın eline geçmiştir. Malazgirt Savaşı sonrasında ise Artuk Bey tarafından fethedilen Niksar, tekrar elden çıkmıştır(1073).
Niksar’ın asıl fatihi Danişmentli Devleti’nin kurucusu olan Melik Danişment Gümüştekin Ahmet Gazi olmuştur.Danişment Gazi fetihten sonra Niksar’ı sahil Ruamları’na karşı mücadelede kendisine hem bir üs hem de bu devletin başkenti yapmıştır. Danişmendliler döneminde Niksar ilim ve kültür merkezi haline gelmiştir.
1175’te II. Kılıçarslan zamanında Selçuklu topraklarına katılan Niksar, Moğol istilası ile 1341’de önce Eretna Devleti’nin, daha sonra da Tacettinoğulları Beyliği’nin hakimiyetine girmiş ve bu beyliğin merkezi olmuştur. 1387 yılında Niksar’ı ele geçiren Kadı Burhaneddin’in bir savaşta öldürülmesi üzerine bölge halkı Yıldırım Beyazıt’tan yardım istemiş ve Yıldırım Beyazıt’ın oğlu Süleyman Çelebi Niksar’ı 1398’de Osmanlı topraklarına katmıştır. Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon seferi, Yavuz ve Kanuni’nin doğu seferleri sırasında uğradıkları tarihi şehir, Osmanlıların son yıllarında Tokat sancağına bağlı bir kaza merkezi olarak varlığını sürdürdü. Tarihi geçmişinin simgesi olarak Roma,Bizans,Selçuklu,Danişmentli ve Osmanlı Devletlerinden kalma pek çok eser hala şehrin tabi bir parçası olarak ayaktadır.İstiklal Savaşı sırasında Rum ve Ermeni çetelerinin baskılarıyla karşılaşan Niksar, diğer taraftan memleketimizi işgal eden düşmanlara karşı, 16 haziran 1919’da İzmir’in işgalini protesto amacıyla; Anadolu’daki ilk mitinglerden birini gerçekleştirerek Cumhuriyetten bugüne kadar varlığını sürdürmüştür.
ULAŞIM VE HABERLEŞME
Niksar ulaşım yönünden oldukça iyi bir konumdadır.Niksar Doğu-Batı istikametinde İstanbul-Gürbulak (sınır kapısı) 100 nolu transit yolu ile Güney-Kuzey istikametinde iç Anadolu’yu Karadenize bağlayan Sivas-Tokat-Niksar-Ünye yolunun kesişme noktasında yer almaktadır.
Niksar’ın ülkemizin ticari; sanayii ve idari merkezleri ile seri ve iyi vasıflı yollarla ulaşım bağlantısı vardır. Düşünülebilecek diğer ulaşım yatırımlarına elverişli coğrafi özelliklere ve gerekli olan diğer potansiyellere sahiptir.
Niksar’ın il,ilçe ve kasabalarla ulaşım sorunu olmadığı gibi, merkezi bir noktada yer alması nedeni ile yoğun bir trafiğe sahne olmaktadır. Niksar’da mevcut Trafik tescil ve Denetleme Amirliği ile bölge trafik amirliği çevre ilçelere ve transit trafiğe hizmet vermektedir. Karayolları 76. Şubesi Niksar’da teşkilatlanmış olup, Taşova-Erbaa-Reşadiye-Koyulhisar-Akkuş-Tekkiraz-Aybastı ve gökdere merkezlerini kapsayan 350 km.lik bir yol alanına hizmet vermektedir.
Niksar’da Köy Hizmetleri Şube müdürlüğü bulunup,Niksar, Erbaa, Reşadiye ve Başçiftliğe bağlı köylere hizmet vermektedir. Posta işletme müdürlüğü ve Telekom amirliği bir adedi posta işletme müdürlüğüne ait, bir adedine Türk Telekom A.Ş. ne ait olmak üzere iki hizmet binası, lojman,bir yemekhane, 15 yataklı misafirhane ve yeterli personeli ile yeni binasında 6100 hatlık otomatik telefon santrali ile hizmet vermektedir.Santral 15.000 abone kapasiteli olup, 12.200 çalışan abone mevcuttur.Bütün köylerimizde otomatik telefon mevcut olup, 4 şube 76 acenta ve 4 adet telefonsuz posta hizmeti veren mezramız bulunmaktadır. İlçemizde 50 adet normal ankesör 50 adet kartlı ve 10 adet masa tipi ankesör mevcuttur.9 adet teleks 100 adet faks abonesi vardır. Merkez APS hizmetine açılmıştır,mobil ve Cep telefonlarına hizmet verilmekte olup,hizmet teknolojisindeki son gelişmeler takip edilmektedir.
Pazar
Pazar: Tokat'a 25 Km. uzaklıktadır. İlçe sınırları içerisinde bulunan Ballıca Mağarası ilçe turizmine önemli bir canlılık getirmiştir. Bunun yanında Selçuklu dönemlerinden kalma Pazar Köprüsü, Mahperi Hatun Kervansarayı gibi tarihi eserler ilçeye önem kazandırmaktadır.
Reşadiye
Reşadiye, orta Karadeniz Bölgesinde yer alır. Doğusunda Koyulhisar ve Mesudiye, Batısında Niksar ve Başçiftlik, Kuzeyinde Aybastı ve Gölköy, Güneyinde Almus ve Doğanşar ilçeleri bulunmaktadır.
Coğrafi olarak 400, 31' kuzey enlemleri ile 370 06' doğu boylamları arasında bulunmaktadır.
Kelkit Irmağı kıyısında kurulmuş bulunan Reşadiye'nin en yüksek tepesi 2.183m ile Erdem Baba Tepesidir. bunu, Küçük Erdem tepesi ( 2.113m), Kabaktepe (2.037m.), Çal Tepesi (2022 m.), Mektep Tepesi , Tömbük tepesi ve Lalelik Tepesi izler. Bu yüksekliklerin tümü Günüş Dağı'nda bulunmaktadır.
İlçenin arazi yapısının dağlık olması nedeniyle geniş ovası bulunmamaktadır. Ancak Ovacık, Meydanlar, Yazı, düzlükleri ekim ve dikime müsaittir.
Reşadiye ilçesi yaylalar yönünden oldukça zengindir. 44 yaylanın içerisinde en çok bilinen yaylası selemen yaylasıdır.
İlçe'de kenarında kurulduğu Kekkit Çayı dışında Tozanlı Çayı, Delice Çayı, Tombalak, Köy ve Reşit dereleri mevcuttur.
Ayrıca doğal güzellikler bakımından zengin olan Zınav, Göllüköy, Gödölöş , Kurt, Gındıralı, Mehmetbey ve Sülük gölü de Reşadiye'nin coğrafi zenginlikleridir.
Sulusaray
Sulusaray (Sebastopolis) Tokat il merkezine 69 km,Artova İlçe merkezine 30 km, Yeşilyurt İlçe merkezine 11 km uzaklıkta, 1990 tarihinde Yeni İlçe olmuş yerleşim yeridir. İlçe etrafı dağlarla çevrili bir ova üzerinde, Çekerek ırmağı kenarındadır.
Antik Sebastopolis kentinin kuruluşu henüz kesin olarak bilinmemektedir.Bazı kaynaklarda M.Ö.1. Yüzyılda kurulmuş olduğu kayıt edilmektedir. Roma İmparatoru Trajan zamanında (M.S. 98-117) Pontus Galaticus’la, Polemoniacus eyaletlerinden ayrılarak Capadokia eyaletine dahil edilmiştir. Bu konudaki kitabe Capadokia Valisi Arrian adına şehrin ileri gelenleri ve halkı tarafından dikilmiştir.
Sebastopolis kelime olarak Yunancadır.Sebasto;büyük,azametli; polis; şehir anlamında olup, Büyük azametli şehir demektir.Bazı kaynaklarda Heraclepolis olarak geçmektedir ki bu konuda şehrin kuzeyindeki Çekerek Irmağı üzerinde kurulu köprüde bir kitabe yer almakta olduğu belirtilmektedir. Heraclepolis,Herakles şehri anlamına gelmektedir. Heracles Yunan ve Roma mitolojisinde gücü kuveti simgeleyen yarı tanrı bir varlıktır.Bu anlamı ile Sebastopolis ile aynı manayı ifade eder.
Sulusaray Sebastopolis hakkında Vitali CUİNET(1880-1892)yılları arasırdaki gezi ve incelemsinden “La Turkie d’Asie Geographie Administrati ve Statistikue destoriptive et Raisonnee de Chakue province de L’ asi Mineure”adlı eserinde şöyle bahsedilmiktedir.Sulusaray Pompe tarafından kurulmuştur.Mithridat Eupator’un savaşlar sonucu Pompe’ye yenilip Sulusaray’ı yakıp yıktığı zaman kendisi tarafından tekrar burasını imar edip Nicopolis ve Sebastopolis şehri olarak kurduğunu ,halen toprak altında kalan kent Timur Anadolu ‘ya geldiğinde halkın kendisine karşı koymaları nedeniyle tekrar yakılıp yıkıldığı zannedilmektedir.Bu harebeler üzerine kurulan Sulusaray ilçesi ismini her halde saray harabeleri arasından kaynayan kükürtlü bir sudan almaktadır.Buranın ev inşaatlarında çokc güzel işçilikle bütün heykeller ,başlar,kollar ve yazılı levhalar kullanılmıştır.Tarlasını süren çiftçinin sabanına içi altın ve gümüş para dolu antika vazoların takılması ve bulunması olağandır.O günlerden bu günlere kadar burularda düzenli çalışma yapılmamıştır.Ancak 1987 yılında Tokat Müze Müdürlüğünce yapılan kurtarma ve sondaj kazıları sonucunda elde edilen verilerle daha önce ortaya çıkmış bulunan mimari parçalar değerlendirildiğinde kentin Hellenistik,Roma ve Bizans döneminde önemli bir yerleşim alanı olduğu anlaşılmaktadır.
Comana Pontika da (Antik Tokat) yapılan yüzeysel araştırmalar sonucu elde edilen buluntular ile büyük benzerlik göstermektedir.İlçemizde 1987 yılında yapılan kazılar esnasında bulunan tarihi eserlerin bir kısmı Tokat Müzesinde sergilenmektedir. Bir kısmı ilçemizde bulunan açık hava müzesinde muhafaza edilmektedir.
Sulusaray İlçesi daha önce Mart 1921 de Tokat’a bağlı merkezi olarak mülki taksimatta yer almıştır. 1923 depreminden sonra Sulusaray’ın büyük hasar görmesi ile İlçe merkezi Sulusaray’dan alınarak Tokat iline bağlı Çamlıbel Bucağına nakledilmiştir. Bir süre sonra 1 haziran 1944’de Artova’ya nakli yapılarak İlçe merkezi mülki taksimat’ta yerini Artova’ya bırakmıştır.
Daha sonra Sulusaray 04.07.1987 tarihinde Yeşilyurt İlçe olması ile Yeşilyurt’a kasaba olarak bağlı kalmıştır.20 Mayıs 1990 tarih ve 20523 Sayılı Resmi Gazete ‘de yayınlanan 3644 sayılı kanunla 12.08.1991 tarihinde Kaymakam Fatih DAMATLAR’ın göreve başlaması ile İlçe olarak fiilen ve resmen faaliyetine başlamıştır.
Turhal
Yeşilırmak havzasında, Karadeniz bölgesinin orta bölümünün yerleşime en müsait yerinde kurulan Turhal ,İç Anadolu'yu Karadeniz'e , Doğu Anadolu'yu batıya bağlayan yolların kesiştiği yerde kurulmuştur. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki nüfusuyla küçük bir yerleşim yeri iken 1944 yılında ilçe olan Turhal ; bugün yüzbini aşan nüfusu, konumu ekonomik yapısı ile ülkemizin en hareketli yerleşim yerlerinden birisi haline gelmiş, adı geleceğin vilayetleri arasında geçer olmuştur.
Antik çağlarda Pontus Galatikus, ustus polemoniakus, Komona Pontik gibi adlarla anılmış olan Turhal'ın tarihinin binlerce yıl ötelere gittiği anlaşılmaktadır. M.Ö. 3000 yıllarında Mezapotamya'da yaşayan Sümer alfabesi ile yazılmış iki kitabenin Turhal Kalesinde bulunduğundan söz edilmesi, Turhal'ın tarihinin 5000 yıl önceye gittiğini göstermektedir. Kesin olmamakla beraber Turhal, Kasiura, Gayura, Turnalit isimleri taşımıştır.
Turhal Binlerce yıldan beri ilgi odağında olmasının neticesinde sayısız savaşların sonucunda farklı yönetimlerde kalmıştır. M.Ö. 745 yıllarında Asurlular M.Ö. 7000 yılarında Kimmerler, M.Ö. 612 yıllarında Medler, M.Ö. 546 yıllarında ise İran asıllı Persler bu çevreyi (yöreyi) yönetimleri altına almışlardır.İskender'in ortadoğu seferi ardından büyük bir baskı dönemi yaşayan Anadolu eyaletleri, komutanlar arasında bölüşülmüş; Pers soylularından Ariaretes, Gaziura'yı (Turhal) başkent yapmıştır.Bizans sınırları içerisinde olduğu yıllarda küçük bir yerleşim birimi olan Turhal, Beylikler döneminde Eratna Beyliği sınırları içinde idi. 1399'da ilk kez Osmanlıların eline geçti. Ankara savaşından sonra Timur'un çekilmesi ile birlikte 1413'te kesin olarak Osmanlı topraklarına katıldı. 19. yy 'ın II. yarısında yöreyi etkileyen en önemli olay göçmenlerin gelişi idi. 1854-1878 Kırım savaşı, 1855-1859 Şeyh Şamil ayaklanması ve 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra Anadolu'ya gelen Balkan ve Kafkas göçmenlerinin bir bölümü Turhal yöresine yerleştirilmişlerdir.Mütareke ve milli mücadele yıllarında Turhal, M.Kemal'in önderliğinde tüm varlığını ortaya koymuş, Kurtuluş Savaşında yüzlerce şehit vermiştir.
Zengin ve engin bir tarihe sahip olan bu güzel ilçe, Cumhuriyet döneminde de önemli ünlere olaylara şait olmuştur. yurt ekonomisinde de önemli bir yere ve paya sahiptir. Temeli 1933'te dönemin Sanayi Bakanı Celal Bayar tarafından atılan ve açılışı 1934 yılında İsmet İnönü tarafından yapılan ve dünyanın en kaliteli şekerini üreten Turhal(Muammer Tuksavul) Şeker Fabrikası, Turhal Makina Fabrikası yöreye hayat vermiştir. Son yıllarda konfeksiyon (tekstil) alanında gerçekleşen yatırımlar, Antimuan madeni, Kevser süt ve yem fabrikaları ülke ve ilçe ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır
Yeşilyurt
Tokat-Yeşilyurt ilçesi 15 Şubat 1932 tarihinde Sivas Samsun TCDD ( Devlet Demiryolları) hattı ulaşıma açılmış olup, 1936 - 1937 yıllarında tüm çevre köylerin yararlana bilmesi için köy arazilerinin uygun yerine (şimdiki ilçemerkezinin bulunduğu yer) istasyon binası inşa edilmiş ve istasyona yakın köylerden ARABACI MUSA KÖY ismi verilmiş. İstasyon dan çevre köyler Trenle yolculuk ve yük taşımaclığı yaparken Yakın köylerden DAMLALI (KÖSRÜK) köyünden Yusuf ER (Topal Yusuf) Aziz ERTAŞTAN ve Hafız Efendi istasyon binasına yakın bir yere Kerpiçten bir bina yaparlar ve burasını Köylerin trene bindik ve indiklerinde alış veriş yapmaları için Bakkal Dükkanı olarak işletirler, bu bina ilçenin ilk yapısı olmuştur.Yıl 1938.. Bu bakkal dükkanını işletenlerden Aziz ERTAŞ askere gidince Yerine Bekir ERTAŞ (Küçük Bekir) 15 yaşı cıvarlarında iken bu iş yerinde çalışır. Bu arada Kazovadan gelme Mehmet YILDIZDAL (Büyük kürt Mehmet) istasyona yakın yere iskan edecek bir bina inşa eder ve bu ikinci bina olur. Aynı dönemlerde Karacaören köyünden Ömer Çavuş (YILMAZ), Damlalı köyünden Osman Çavuş (ERDİR), Salih SEVİM, Hafız Ahmet (ŞENER) ile Bekir SARICAN ve İsmail MİSAFİR gelerek yerleşmişlerdir. Yıl 1942 hane sayısı 4-5 iken, Yıl 1944-1945 lerde 15-16 haneye ulaşır.. Daha önce Artova ilçe merkezi şimdiki Çamlıbel Beldesi imiş.ilçe merkezinin buradan alınıp demiryolu üzerindeki köylerden birine nakledilmesi gündeme geldiğinde Encümen üyesi Kerim TURGUT ve Bahri KOÇAK (behri dede) çevre köyleri dolaşarak, ilçenin ARABACIMUSA KÖYüne verilmesi için imza toplamışlar, buna rağmen ilçelik Artova ismiyle beraber demiryolu üzerinde bulunan KIZILCA KÖY üne verilmiştir.. TCDD yolları ilk ilçemiz topraklarından geçtiği dönemlerdeki istasyon şefi Hayri YALIM bey zamana göre ileri görüşlü birisi imiş ve Bu istasyon çevresinin ileride gelişeceğini büyük bir yerleşim yeri olacağını tahmin etmiştir. Aynı düşünceyi düşünenlerden ve hayata geçirmeye çalışan, diğer bir kişide Hüseyin TORUNOĞLU olmuştur.TORUNOĞLU ileri görüşlü biri olup, aynı zamanda üç dönem Muhtarlık yapmıştır.. TORUNOĞLU ve arkadaşlarının gayretiyle huzlı bir gelişme başlamış, Toprak mahsulleri ofisi açılmış, pancar ekimi izni alınmış,Pancar kantarı yapılması ve Tarım kredi kooperatifinin faaliyete geçirilmiş, ve hızlı bir nüfus artışı tek bir istasyon binasından köy görünümünüde geride bırakıp kasabalığa doğru ilerlemiştir. İbrahim EFENDİ tarafından okuma yazma kursları açılarak, vatandaşlara okuma yazma öğretilmiş, 1949-1950 öğretim yılında iki sınıflı ve lojmanlı ilk okul açılmış, bu yerin adı kurulduğunda Arabacımusa köy olduğundan ilk okula arabacımusaköyü ilk okulu adı verilmiştir. TORUNOĞLU (son muhtarlık döneminde) heyeti ile birlikte merkezimizi, Kasaba yapmaya çalışmış, hatta dönemin Artova Kaymakamı Özlem AYDIN ile birlikte bu iş için Ankaraya gitmişlerdir.Bu girişim olumlu sonuç vermiş ve 1972 yılında merkezimiz Kasaba yapılımıştır. Yapılan seçimler sonucu H.Hüsnü ŞAHİN ilk Belediye başkanı olmuş, kısa süre içerisinde su,kanalizasyon ve elektrik şebekesi gibi alt yapı hizmetleri gerçekleşmiştir.. 1972 yılında jandarma Karakolu hizmete açılmıştır.. 1972-1973 öğretim yılında Arabacımusa kasabası Orta Okulu kiralık binada hizmete açılmış, 1977-1978 yılında yeni lise binası hizmete açıldığı için, orta okul da lise binasına taşınmış, böylece lise ve orta okul birlikte eğitim öğretim yapmaya başlamıştır. Kasabanın nüfusu hızla artmış, bu nedenle kasabamız 1981 yılında Üç mahalleye ayrılmış bunlar; Şehitlermahallesi, İstasyon binasının batısıda kalan bölge Gazi Osman paşa mahallesi, doğusunda kalan bölgeye ise 100.Yıl mahallesi adı verilmiştir.. 1984 yılında kasabamızı ziyaret eden dönemin köy işleri bakanı Münir GÜNEY kasabamızı beğenmiş bu duygularını ise buranın''YEŞİLYURT'' olarak değiştirilmesini Belediye başkanıına ve çevresindekilere tavsiye ederek dile getirmiştir.Daha sonra kasabamızın adı YEŞİLYURT olarak değiştirilmiştir. 1984 ile 1986 yılları arasında göçmen konutları inşa edilmiş ve Afganistandan ülkemize gelen Türkmen göçmenleri bu konutlara yerleştirilmiştir. Bunların vatandaşlığa alınmaları ile kasabamızın nüfusu artmıştır.(114 hane.yaklaşık 500 kişi) Bu konutların bulunduğu mahalleye ise Dönemin Cumhurbaşkanı Kenan EVREN in ismi Evren paşa mahallesi adı verilmiştir.Nüfusun artmasıyla ortaya çıkan ihtiyacı karşılamak için 100.yıl mah.sinde Milli Hakimiyet İlk okulu inşa edilmiş, bu okul 1986-1987 öğretim yılında öğrenime açılmıştır. Kasabamızın hızlı büyümesi ve Hükümetin Kamu hizmetlerini yaklaştırma politikası kasabamızda, ilçe olma düşüncesini doğurmuştur. Halkın ileri gelenlerinin gayretleri ile İlçe olma düşüncesi resmen ilgililere teklif edilmiş, Başbakan Merhum Turgut ÖZAL zamanında, kasbamız 1987 yılında ilçe olmuştur...
Zile
Tokat İl Merkezine 67 km. uzaklıkta olup, Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden biridir.İlçe nüfusu 52640’tır.İlçeye 5 kasaba ve 110 köy bağlıdır.ZİLE KALESİ
Zile ilçe merkezinde yer alan Zile Kalesi, antik çağlarda kurulmuş, bir höyük üzerinde inşa edilmiş, Akropol özelliğine sahip Roma Kalesidir.Kalenin kuzey doğusunda kayalıklara oyulmuş, Roma dönemine ait küçük bir tiyatro bulunmaktadır.Ünlü Kumandan J.Sezar’ın yaptığı savaş sonucunda söylediği ve “Veni, Vidi, Vici” (Geldim,Gördüm,Yendim.) sözünü, Zile Kalesinde söylediği rivayet olunmaktadır.
BOYACI HASAN AĞA CAMİİ
Zile ilçesindedir.1497 yılında Sultan Hocaoğlu Ali tarafından yaptırılmıştır.1640 yılında camii onarımını yaptıran kişinin adı olan Boyacı Hasan Ağa camii adı ile tanınmaktadır.Son cemaat yeri üç kubbeli, camii ise tek kubbelidir.Minarenin kaidesi taştan, gövdesi tuğladandır.
ULU CAMİİ
1267 yılında Mehmet Zaluli tarafından yaptırılmıştır.Son cemaat yeri 3 kubbeli cemaat yeri tek kubbelidir.Bu günkü yapısını Neoklasik üslupta 19.yüzyıl sonunda almıştır.