Tokat Tarihi
Eski İsimleri
- ESKİ İSİMLERİ
- KOMANA (ANTİK BİZANS)
- EVDOKSİA, DOKİA (ANTİK BİZANS)
- DOKAT (ARAP)
- KAH-CUN (İRAN)
- DAR ÜN-NUSRET (SELÇUK)
- SOBARU (MOĞOL)
- DAR ÜN-NASR (YILDIRIM BEYAZIT,OSMANLI DEVLETİ)
- TOKAT (OSMANLI VE CUMHURİYET DÖNEMİ)
Tokat,uygarlıkların merkezi olan
Anadolu' da, zengin doğal kaynakları, jeostratejik konumu nedeni ile,
beyliklerin, devletlerin ve imparatorlukların yaşama ve fetih alanı olmuştur.
Orta karadeniz dağlarından güneye, Anadolu'nun içlerine doğru, değişik
rakımlarda dizi dizi yaylalar, ovalar, bağ ve bahçeler içindeki akarsularıyla,
Dünyada benzeri az olan bu cennet İlimiz, canlı ve zengin tarihinin izlerini
bugün de yaşatmaktadır. Tokat Merkez olmak üzere, Zile'den Reşadiye'ye, Erbaa ve
Niksar'dan Artova'ya kadar, ilçe ve köylere yayılmış sayısız tarihi
varlıklarımızın pek çoğu, 5000 yıldan bu yana istilalar, savaşlar, depremler ve
tahribatlarla yok olmuş veya yıkılmışlardır. Yer altında kalanlar gün ışığına
çıkarılmayı beklerken, günümüze kadar oluşan pek çok anıt eser de yeterince
korunamamaktadır. Büyük Atatürk'ün "Misak-ı Milli" diyerek, sınırlarını çizdiği
engin tarihi değerlerini araştırmak, ortaya çıkarmak, korumak, yeni kuşaklara ve
tüm dünyaya tanıtmak, kültürümüzün, yurt sevgimizin bugünü ve geleceği için
milli görevimizdir. Büyük Hitit İmparatorluğu batıdan gelen Balkan kavimleri
önünde dağılıp güney doğuya göçerken, Balkan asıllı Frig kavimleri, 500 yıl
sürecek uygarlıklarını Anadoluda kurmaya başlarlar. Sonraları. doğudan güçlü
Pers, batıdan Büyük İskender istilası Anadoluyu baştan sona aşar. M.Ö. 4.
yüzyıla geldiğimizde, bölgenin eski halkı hatti'ler, Hitit'ler, Hurri'ler
Mitanni'ler, Frig'ler zaman içinde yeni kavimlerle kaynaşmış, terk ettikleri
kentler üzerine, Pers, Helenistik ve Pontus kentleri kurulmaya başlanmıştır.
Tokat ilindeki Kelkit, Yeşilırmak ve Çekerek nehirleri boyunca kurulu Hitit ve
Frig yerleşim alanları, M.Ö. 2500-400 arasında, yüksek düzeyde sanat ve kültür
yaşamına sahip olmuştur. M.Ö. 6. yüzyıl ortalarından, 4. yüzyılın sonuna kadar
Pers egemenliğine giren Anadolu'da Tokat ve çevresini yöneten güçlü Satrapları
M.Ö. 333 de Büyük İskender'in hızlı ve hırslı istilası ile şaşkına dönen mağrur
Pers kralları teslim olurken, Anadolu'da helenistik çağ başlamaktadır. 300 yıl
süren ve sanat etkinliklerinin zirveye çıktığı bu dönem daha sonra Roma'ya miras
kalacaktır. M. Ö. 1. yüzyılda küçük Asya fethine gireşen roma imparatorları,
batıdan başlayarak, Anadolu'nun iki önemli yerleşme bölgesi olan, Kayseri
Kapadokya'sı ile kuzeyde Tokat'ın (COMANA) merkezi olduğu Pontika Kapadokya'sını
ele geçirirler. Ancak yörede güçlü bir devlet kuran Pontus kralları MİTHRİDAT'
lar Roma'ya şiddetle direnmişlerdir. M.Ö. 47 de, SEZAR orduları ile Zileye
gelir. 5 aat süren savaş sonunda Pontus kralı 2. PHARNAKES'i yener. "Geldim,
gördüm, yendim." dediği, tarihe mal olan sözcüklede Zile'deki başarısını
özetler. Tokat (COMANA), Niksar ( NEOCAESAREA), Sulusaray (SEBASTOPOLİS),
Zile(ZELA) M.S. 5. yüzyıla kadar birer Roma eyalet şehri olmuşlardır. 4. Yüzyıl
sonunda Roma imparatorluğu yıkılır. Doğuda devam eden yeni Bizans imparatorluğu,
Roma devlet düzenine sahip çıkar. Ancak genç Roma kültür ve sanatını hiristiyan
dini ile yorumlar, kendine özgü, yepyeni bir uygarlığı tüm Anadoluya yayar. 1000
yıl gibi uzun süren Bizans egemenliği, hristiyanlığı Anadolu'da himaye etmiş,
kurumlaştırmıştır. Tokat ve Niksar Pontika Kapadokyası'nın piskoposluk
merkezleri olmuştur. 1071 yılına geldiğimizde, 600 yıldır devam eden Bizans
gücünün, Selçuk ve Danışment Türkleri karşısında gerilemeye başladığını
görüyoruz. 11. yüzyıldan 14. yüzyıl sonuna kadar geçen 300 yıl, Anadolu'da,
birçok devletin kaderini belirleyen, karmaşık ve amansız mücadelelerle doludur.
Tarihçiler için en bol kaynağında bu devirde yaratıldığını görüyoruz. 12.
yüzyılda, Bizans imparatorluğu giderek güçlenen Türk-İslam devletleri karşısında
çökmeye başlamıştır. Selçuklular doğu ve orta Anadolu'yu, Danişment'ler merkezi
Sivas ve Niksar olan kuzey anadolu'nun iç bölgelerini ele geçirirlerken, kutsal
topraklara ulaşmak isteyen Haçlı orduları, dört bir yandan Anadolu'ya çıkarlar.
Bizans, Selçuk, Danişment, Haçlı çatışmaları derken, arkasından Moğol akınları
silindir gibi gelerek, Anadolu'ya girerler. Yöremiz dost ve düşmanın karıştığı
tam bir savaş ve güç arenasına döner. Bu arada, Anadolu'da kurulu pek çok küçük
hiristiyan krallık ve beylikleri de büyüklerin ayakları altında ölüm-kalım
mücadelesi vermektedirler. 13. yüzyıl sonuna kadar sürüp giden ve hareketli
dönemde, aynı gün el değiştiren kentler, yıkılıp yıkılmış, sabah cami olan yer
akşam kilise ertesi sabah tekrar camiye dönüştürülmüştür. Ayaklanmalar, kanlı
hanedan ve taht kavgaları, ihanet ve servet çatışmaları ile Anadolu'da yer
yerinden oynamıştır. Bu dönemin en önemli uygarlığı şüphesiz Selçuk Türklerinin
Anadolu'da yarattığı hamanist kültür, sanat, bayındırlık, mimarlık ve bilimsel
çalışmalardır. Tokat yöresinde hemen yüzyüze geldiğimiz, özü güzellik ve sabır
olan bu uygarlık, mücadelerle geçen 2. yüzyıl gibi kısa zamanda Anadolu'nun her
yanına yayılabilmiştir. 13. Yüzyıl, Acımasız Moğol Hanları yüzbinlerce Anadolu
insanını kılıçtan geçirmektedirler. İslam-Hiristiyan herkesin can derdine
düştüğü bu yıllarda, yıkılmaya başlayan Selçuklu hanedanını kurtarma çareleri
arayan "MUİNEDDİN PERVANE'nin Moğollarla anlaşması, Tokat'tan devleti 15 yıl
akıl almaz entrikalarla yönetmesi, Sultan RÜKNEDDİN KILIÇARSLAN'ı boğdurup
yerine GIYASETTİN KEYHÜSREV'i geçirmesi, mecalsiz Selçuklu devletinin çöküşü,
İlhanlı Hanı OLCAYTON'un doğu Anadolu'yu işgali, İran Moğollarının, ERTANA
beylerinin Tokat ve yöresindeki hakimiyeti, KADI BURHANETTİN dönemi,
dirayetsizlik, huzursuzluk ve isyanlar. En önemlisi devletin güçlü zamanından
sin hristiyanlar tekrar kent, kale ve köylere dönmektedirler. Ahali sahipsiz,
şaşkın ve korkulu... Burada Evliya Çelebi'den aldığımız ve Tokat ile ilgili HACI
BEKTAŞ VELİ'nin kehanetini verelim. 12. yüzyılda Horasandan gelip Söğut'te
Ertuğrul ve Osman Bey'e giderken Tokat kalesinin kafirler tarafından yeniden
zapt olduğunu görür ve sümbüllü denilen bağda oturarak "İnşallah yakında
yıldırım gibi bir er çıkıp Tokat'ı fetheder" diye kehanette bulunur. Sümbül
bağında bir halifesini seccade sahibi ederek bırakır. O zat hala "SÜMBÜLLÜ BABA
" adıyla meşhur bir kutup olup orada gömülüdür. Hacı Bektaş Veli'nin kehaneti
175 yıl sonra doğru çıkar. 1392 de YILDIRIM BEYAZIT Tokat'ı tüm çevresi ile
Osmanlı birliğine dahil eder. Yükselme devrinde Selçukluların bıraktığı yerden
başlayan Osmanlılar Tokat'ı önemli bir ticaret ve kültür merkezi haline
getirirler. Günümüzde de kullanılan pek çok tarihi anıt, üç asır süren bu
yükselme yıllarında yapılmıştır. Sayısız saray, han, mederese ve zaviyenin yer
aldığı Tokat'ta başta MOLLA LÜTFİ, İBN-İ KEMAL, MOLLA HÜSREV gibi alimler olmak
üzere pek çok devlet adamı, sanatçı, bilim adamı, tarihçi, bektaşi ve mevlevi
alimleri bu çağlarda yetişmiş, Osmanlı İmparatorluğunun yükselmesinde ve
birliğinde önemli katkıları olmuştur. 17. Yüzyılın bitimi ile beraber gerileyen
imparatorluk döneminde Tokat olumsuz etkilenmiş, gelişme ve canlılığını
yitirmiştir. 20. Yüzyıl başlarında Birinci Dünya Savaşının acı günlerini yaşayan
Tokat 1920 Sevr anlaşması ile parçalanmış Anadolu'dan arta kalan bir avuç Türk
bölgesi içinde kalmıştır. Tokat Müzesi: Selçuklu vezirlerinden Muineddin
Süleyman Pervane tarafından 1277´de yaptırılan külliyenin, tıp eğitiminin
verildiği şifahanesi mavi çinileri nedeniyle Gökmedrese adıyla da biliniyor. Bu
anıtsal yapı bugün arkeolojik ve etnografik eserlerin sergilendiği müze. Müzede
İlk Tunç Çağı´ndan itibaren Hitit, Phyryg, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu
ve Osmanlı devirlerine ait eserler bulunuyor. Sulusaray: Tokat'ın 68. Km.
güneybatısında bulunmaktadır. Höyüğün M.Ö. 3000 yılında Eski Tunç, M.Ö. 2000
yılında Hitit, M.Ö. 1000 yılında Frigler zamanında iskan edilmiş olduğu,
kazılarda ortaya çıkan pişmiş toprak eserlerle tespit edilmiş olup, çıkan bu
eserler Tokat Müzesinde sergilenmektedir. Ayrıca Antik kentte yapılan
çalışmalarda antik kentin sur duvarları, bir kilise kalıntısı, bir hamam ayrıca
tabanı mozaiklerle kaplı olan sağlık merkezinin varlığı tespit edilmiştir. Bu
mozaikler Sulusaray'da kapalı bir salonda teşhir edilmektedir. Yağlıbasan
Medresesi: Danişmentliler zamanında, Nizamettin Yağıbasan´ın saltanat yıllarında
(1142-1164) yaptırılan, Selçuklulardan İzzettin Keykavus zamanında onarılan
medrese Anadolu´nun, günümüze kalan en eski Türk yapılarından. Tokat Kalesi: İS
5. veya 6. yüzyıllarda inşa edilen, 500 yıl Bizans egemenliğinde kalan 28 burçlu
kale, Selçuklular ve Osmanlılar tarafından da kullanıldı. Tokat şehrinin
merkezine yakın bir yerde dik ve sarp kayalar üzerinde inşa edilmiştir.Kalenin,
bugün molozlarla dolu bulunan gizli geçidi, kayalara oyulu 362 basamaklı
merdivenle kente kadar iniyordu. Komana: Tokat'tan Karadeniz'e açılan Niksar
yolunun 9.km'sinde, Yeşilırmak'ın ortasından aktığı cennet gibi bir saha
içerisindedir. Aynı zamanda ilimizin en önemli mesire yeridir. Milattan önceki
yıllarda kurulmuş antik Komana kentinin bulunduğu alanlardır. 1940'larda yapılan
yüzey araştırmalarında burada Hellenistik ve Roma dönemlerine ait kalıntılar
bulunmuştur. Kentin içinde tapınaklar ve saraylar bulunmaktadır. Meydan Camii
(Hatuniye Camii): Sultan II.Bayezıt'ın annesi Gülbahar Hatun tarafından
yaptırılmış cami kayıtlarda "Hatuniye Camii" olarak geçer. Meydan mahallesinde,
adını aldığı geniş bir alanda 1474 yılında yaptırılan cami, 1939 ve 1943
yıllarındaki depremlerden büyük hasar görmüştür. Latifoğlu Konağı: 19. Yüzyıl
Türk barok mimarisinin şaheseri olan Anadolu Konaklarının tüm mimari
özelliklerini ihtiva eden iki katlı ahşap karkas ve kerpiç malzeme ile inşa
edilmiştir. Halen Müze ev olarak kullanılmaktadır. Konakta ahşap işçiliğinin en
güzel örneklerini görmek mümkündür. Taşhan: Gazi Osman Paşa bulvarı üzerinde
olan tarihi Taşhan, Osmanlı devrinin en güzel eseridir. Tokat şehir merkezinde
ve müzenin yanındadır. Şehre gelen yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeridir.
Dikdörtgen planlı, iki katlı, ortası açık avlulu ve kerpiç kullanılarak yapılan
eserin 93 kapısı vardır. Günümüzde halen kullanılmakta ve binada çeşitli el
sanatları üretilerek sergilenmektedir. Masat Höyük: Tokat'ın Zile İlçesi
Yalınyazı Kasabasında yer alan Masat Höyük'de M.Ö.3000'de Eski Tunç Çağı, M.Ö.
2000'de Hitit çağı, M.Ö. 1000'de Frig Çağını yaşayan 3 dönem mevcuttur. Masat
Höyükte Kayseri'de Hitit imparatorluğuna bağlı bir uç beyinin sarayı
bulunmuştur. Pişmiş toprak, metal ve cam eserlerin yanında Hitit Hiyeroglif
(Resim Yazısı) yazısı ile yazılmış tablet en önemli eserdir.